Ocak 31, 2021

Migren Aşıları Migren Baş Ağrısının Koruyucu Tedavisinde Şimdiye Dek Kullandığımız Diğer Koruyucu İlaçlardan Daha Etkin Olabilir

Erenumab migren aşıları, migren başağrısının tedavisinde halen kullanılan Topiramat’tan daha etkin.

Novartis ilaç firması tarafından yapılan bir Faz 4 çalışmada migren baş ağrısında Erenumab (Aimovig) etken maddeli migren iğnesinin etkinliği ve hastaların tedaviyi sürdürme potansiyeli Topiramat  etken maddesi içeren ilaç ile karşılaştırıldı. Topiramat 15 yıldan fazla bir süredir ataklar halinde giden migren ve kronik migren hastalarında kullanılan etkili bir ilaç. Topiramat’ın yeni nesil bir tedavi olan migren iğnesi Erenumab ile karşılaştırıldığı bu faz 4 çalışmada, Erenumab migren hastalarında Topiramat’a kıyasla daha etkili bulundu. Ayrıca çalışmada daha fazla migren hastası gerek etkisizlik, gerekse de yan etkiler nedeni ile Topiramat adlı ilacı bırakırken, Erenumab alan hastalarda bu sayı daha az idi. Yani Erenumab içeren migren aşısı Topiramat’a kıyasla hem daha etkili hem de daha az yan etki profiline sahipti.

Yine de bu bilgiler ilaç firması tarafından sağlandığı için ihtiyatla yaklaşmakta fayda var. Kısa sürede çalışmanın bu alanda uzman ve yetkin kişilerce gözden geçirildikten sonra uluslararası bilimsel bir dergide yayınlanmasını beklemekte fayda var. O aşamadan sonra bu bilgiler daha güvenilir hale gelecektir.

Fakat bu çalışma migren aşıları ve migren baş ağrısında kullandığımız ilaçlara kıyasla daha etkin olduğunu göstermesi nedeni ile oldukça önemli. Migren hastaları için başağrısının tedavisi için yeni bir umut olması nedeni ile bu iğnelerin ülkemizde de bakanlıkça onaylanarak bir an önce kullanıma girmesini heyecanla bekliyoruz. Tüm migren hastalarımıza baş ağrısız bir gelecek dileği ile.

 

Migren Baş Ağrısının Belirtileri

Baş ağrısı toplumun yaklaşık %80’ine yakın bir bölümünde görülen ve en sık rastlanan nörolojik hastalıktır.

Diğer videolar için buradan videolar sayfasına gidebilirsiniz. Tüm videolar için Youtube kanalımızı ziyaret ediniz.

Ocak 31, 2021

Baş Ağrısı ve Çeşitleri

Baş ağrısı toplumun yaklaşık %80’ine yakın bir bölümünde görülen ve en sık rastlanan nörolojik hastalıktır. Bir çok tipi olan baş ağrısının en sık rastlanan tipleri gerilim başağrısı ve migrendir. Gerilim tipi başağrısı toplumun yaklaşık %50’sinde görülürken migren sıklığı yaklaşık %17’dir. Her 3 migrenliden 2’si kadındır. Migren, gerilim başağrısına kıyasla çok daha fazla özürlülüğe yol açan bir durumdur. Yani kişinin günlük yaşamını, iş ve aile yaşamını çok ciddi derecede etkileyen bir baş ağrısı tipidir. Dünya sağlık örgütüne göre migren 50 yaş altı kadınlarda en çok özürlülüğe, yani gündelik, iş ve aile yaşamında kişinin baş ağrısı nedeni ile istediklerini yapamamasına, neden olan hastalıktır.

Kadınlarda Baş Ağrısı

Her 3 migrenliden 2’si kadındır.


Gerilim tipi başağrısı toplumun yaklaşık %50’sinde görülürken migren sıklığı yaklaşık %17’dir. Her 3 migrenliden 2’si kadındır

 
 

Baş Ağrısı Tipleri

Baş Ağrısı Çeşitleri

Başağrısı Çeşitleri

 


Başağrısı ilk olarak 2 ana sınıfa ayrılır. Birincil baş ağrıları ve ikincil baş ağrıları. Birincil baş ağrılarında beyinde, sinir sisteminde veya vücudun herhangi bir yerinde baş ağrısına neden olabilecek başka bir hastalık yoktur. İkincil olanlarda ise altta yatan bir hastalık, beyinde veya vücutta, baş ağrısına neden olur. Bu hastalık beyin kanaması, tümörü olabildiği gibi basit bir solunum yolu hastalığı da, nezle- grip gibi, olabilir. Başağrısı olan 10 kişiden 9’unda altta yatan başka bir hastalık yoktur, yani birincil tiptedir.

Birincil baş ağrıları içinde en sık görülenler gerilim tipi baş ağrısı ile migrendir. Küme başağrısı, paroksismal hemikranya diğer birincil baş ağrısı çeşitleridir.

Migren ve Baş Aşrısı Çeşitleri

Migren ve Başağrısı Çeşitleri

Migrenin Belirtileri

En sık görülen 2. başağrısı tipi olan migren toplumda her 10 kişiden yaklaşık 2’sinde vardır. Migrenin en belirgin özelliği baş ağarışı olsa da sadece ondan ibaret değildir. Baş ağrısından önce midede kazınma, sinirlilik, dikkat kaybı, yorgunluk, el ve ayaklarda ödem, sık idrara çıkma, hafif sersemlik hali gibi belirtiler olabilir. Bu belirtiler migren baş ağrısı sırasında ve sonrasında da görülebilir.

Migren başağrısı genellikle tek taraflı ve en yoğun olarak göz, alın ve şakak kısmındadır. Yarım baş ağrısı şeklinde olan migren ağrısı orta şiddette, şiddetli ve zonklayıcıdır. Genellikle 4 saatten uzun 72 saatten kısadır. Ağrı sırasında ışık ve sesten rahatsızlık, parfüm gibi keskin kokulara tahammülsüzlük, bulantı-kusma ya da midede rahatsızlık hissi olabilir. Ağrı hareketle, öne eğilmekle artar. Hastalar bu durumu ‘kalbim beynimde atıyor gibi’ diye tanımlar.

Migren atağı sırasında hastaların ¾’ü işte veya evde yapmaları gereken işleri yapamaz. Genellikle sessiz, karanlık bir yerde dinlenmek veya uyumak isterler. Uyumak bir çok hastanın ağrısına iyi gelebilir.

Migren ve Diğer Baş Ağrılarının Nedeni Nedir ?

Gerilim tipi başağrısının nedeni tam olarak bilinmese de baş ve ense kaslarının kasılması veya gerginleşmesi nedeni ile ortaya çıktığı düşünülür.

Migren tipi başağrısında ise genel olarak kişide genetik bir eğilim olduğu ve yıllar içerisinde çevresel faktörlerin; hava durumu, yaşam tarzı, beslenme şekli, yaşanılan çevre gibi, beyinde bulunan sinir hücrelerini tetikleyerek migrene neden olduğu kabul edilmektedir.

Baş ağrısının şiddetli veya hafif olması bize altta yatan hastalık hakkında bilgi vermez. Şiddetli başağrısı migren gibi herhangi bir hastalık nedeni ile olmayan baş ağrısını düşündürtebileceği gibi, yeni başlayan hafif bir başağrısı da ciddi bir hastalığı işaret edebilir.

Migren Tanısı Nasıl Konur?

Migren başağrısı tanısı tamamen baş ağrısının özelliklerine ve nörolojik muayeneye göre konur. Normal muayene bulguları olan bir kişide yarım, zonklayıcı baş ağrısı, ışık ve sesten rahatsızlık olması, bulantı kusmanın eşlik etmesi bize migren tanısını koydurur. Tanı için MR, tomografi, EEG veya başka herhangi bir tetkike gerek yoktur.

Geçmeyen Baş Ağrısı

Geçmeyen başağrısı terimi sıklıkla kronik baş ağrıları için kullanılabilen bir terimdir. Bilimsel anlamda ayda en az 15 gün olan baş ağrısı en az 3 aydır devam ediyorsa bu kronik başağrısı yani geçmeyen baş ağrısıdır. En sık görülen geçmeyen baş ağrısı migrendir. Kronik migrenin bir çok nedeni vardır. En sık görülen neden ayda 10 günden fazla ağrı kesici kullanımıdır. Bu durumda baş ağrısı sıklığı giderek artar ve kronik migrene dönüşebilir. Geçmeyen başağrısı ya da kronik baş ağrısı için mutlaka nörolog görüşü alınmalıdır.

Migren Tedavisi

Migren tedavisi baş ağrısının kesilmesi ve ağrı atağının gelmesinin önlenmesi olmak üzere 2’ye ayrılır.

Ağrı geldiğinde ağrının azaltılması veya kesilmesi için genel ağrı kesiciler kullanıldığı gibi migrene özel ağrı kesici ilaçlar da kullanılır. Başarılı bir ağrı tedavisinde ağrı 2 saat içinde belirgin biçimde azalmalı veya tamamen geçmelidir.

Migren ataklarının gelmesinin engellenmesi ise 4 gün veya daha fazla migren ağrısı çeken hastalarda mutlaka düşünülmelidir. Bu tedavide amaç atağın dolayısı ile de migren ağrısının gelmesini engellemek, ağrısız bir yaşam sürmektir.

Gerilim başağrısı, migren, küme, paroksismal hemikranya gibi birincil bir baş ağrınız varsa nörolog muayenesi ve görüşü çok önemlidir

Migren Baş Ağrısının Belirtileri

Baş ağrısı toplumun yaklaşık %80’ine yakın bir bölümünde görülen ve en sık rastlanan nörolojik hastalıktır.

Diğer videolar için buradan videolar sayfasına gidebilirsiniz. Tüm videolar için Youtube kanalımızı ziyaret ediniz.

Ocak 9, 2021

Covid-19 Baş ağrısı ve Felç gibi Nörolojik hastalıklara neden olabilir

Covid-19 bedenimizde bir çok sistemi etkilediği gibi beyin, omurilik, kol ve bacaklarımızdaki sinirleri de etkiler. Nörolojik olarak oldukça sık belirtilere neden olan Covid-19 hastaların yaklaşık yarısında baş ağrısına, %25’inde nöropatik ağrı dediğimiz ağrı tipine yol açar.

Bu hastalığın ilk belirtilerinden biri olan baş ağrısı hastalık belirtileri başladıktan sonra ki 2. günde ortaya çıkabilir. Yani, baş ağrısı ilk olarak ortaya çıkabilen Covid-19 belirtilerinden birisidir. Nörolojik bir belirti olan baş ağrısının bugün için nasıl ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. Ancak, virüsün neden olduğu inflamatuar süreçler sonucu ortaya çıkan kimyasal maddelerin beyine geçerek burada baş ağrısına neden olabilecek mekanizmaları tetiklediği düşünülmektedir. Çok yeni bazı bilgiler Covid-19’a neden olan virüsün doğrudan beyine de geçebileceğini göstermekle birlikte henüz kesin olarak kanıtlanamamıştır.

Diğer çok önemli bir nörolojik hastalık da beyin damarlarının tıkanması ve beyin kanamasıdır. Koronavirüs beyin damarlarında hem tıkanmaya hem de yırtılmaya neden olabilir. Her iki durumda da felç tablosu ortaya çıkar ve yaşamsal tehlike arz edebilir.

Kol ve bacaklarda ki sinirleri de tutabilen Covid-19 Guillan-Barre Sendromu dediğimiz kol ve bacaklarda güçsüzlükle giden bir hastalığa neden olabilir. Guillain-Barre Sendromu bacaklardan başlayan, kollara yayılan ve hızlı gelişen güçsüzlükle ortaya çıkar. Genellikle iyi seyirli olsa da nadiren çok ciddi boyutlara ulaşabilir.

Sık ve tehlikeli diyebileceğimiz nörolojik hastalıklara neden olabilen Covid-19’dan korunmak için temizlik, maske ve mesafeye dikkat edilmelidir. Aşı kullanıma girdikten sonra ise aşı olma bizi yüksek oranda Covid-19’a yakalanmaktan koruyacaktır.

Aralık 16, 2020

Okrelizumab Tedavisi Artık 2 Saatte Verilebilecek

Amerikan ilaç dairesi (FDA) Relapsing ve primer progresif MS tedavisinde kullanılan Okrelizumab etken maddeli ilacın 2 saatte verilen hızlı infuzyon formunu onayladı. Daha önce 2.5 saatte verilen ilaç artık 2 saatte verilebilecek ve bu hastaların yaşam kalitesini arttıracak. Daha önce Okrelizumab kullanan ve alerjik bir yan etki görülmeyen hastalarda kısa süreli infuzyon formu kullanılabilecek.

Aralık 16, 2020

Giyilebilir Cihaz Epilepsi Nöbetini Tanıyabiliyor

Akıllı saatler gibi bileğe takılabilen cihaz alıcıları vasıtası ile kalp ritmini, vücut ısısını, terlemeyi ve hareketleri algılayıp analiz ederek doğru bir şekilde nöbet tanısını koyabilecekler. Böylece gerçek ve doğru olarak nöbetler hekime bildirilerek daha doğru bir tedavi imkanı elde edilebilecek.
Şimdiye dek bu tip nöbet tanı ve takibi hasta ve yakınlarının bildirimi, video kaydı veya hastaneye yatarak sürekli video EEG kaydı ile yapılabiliyordu. Bu yöntemle çok daha hızlı, doğru ve hastaneye yatmadan nöbet tanı ve takibi yapılabilecek.

Ekim 22, 2020

Migren Tedavisi

Migren tedavisi 2 bölümden oluşur: Atak tedavisi, migren ağrısının tedavisi ve koruyucu yani atakların gelmesini önleyici tedavi.

Atak tedavisinde amacımız ağrının 2 saat içerisinde, mümkünse tamamen kesilmesi ya da belirgin bir şekilde azaltılmasıdır. Bunun için basit ağrı kesiciler, non-steroidal ağrı kesiciler dediğimiz ajanlar, triptanlar yani migrene özel ağrı kesiciler ve bazı durumlarda da morfin ve benzeri ağrı kesiciler kullanılabilir.

Koruyucu tedavinin amacı ise mümkün mertebe ayda ki başağrılı gün sayısını azaltmaktır. Başarılabilirse hedef tamamen kesmektir. Bunun için çok çeşitli ajanlar kullanılabilirse de hiç biri migrene özel, migren için geliştirilmiş ilaçlar değildir. Ama hepsinin beyinde migrene neden olan mekanizmalar üzerine etkisi vardır. Bu tedavide migren ağrısı olsa da olmasa da koruyucu ilaç alınır. Genellikle düşük dozlardan başlanarak etki ve yan etkiye göre doz arttırılır. Tedavi hastanın ağrı ataklarının durumuna göre genellikle 6-12 ay sürer. Bazen daha da uzun sürdüğü olabilir.

Son 1 yıl içerisinde migrene özel olarak geliştirilen migren enjeksiyonları bu konuda çığır açmıştır. Bu ilaçlar migren mekanizmalarına doğrudan etki eden ve migrene özel antikorlardır. Genellikle 4 haftada bir yapılan bu enjeksiyonlar ile migren tedavsinde daha da başarılı olmayı umuyoruz.

Ekim 21, 2020

Multipl Skleroz

Multipl skleroz (MS) genetik olarak yatkın bireylerde çevresel faktörlerin tetiklemesi ile ortaya çıkar. Beynin ve omuriliğin beyaz cevheri dediğimiz bölgede, sinir kılıflarına karşı vücudun bağışıklık sisteminin oluşturduğu yanıt tahribata neden olur. Bu tahribat sonucu beynin ve omuriliğin beyaz cevherindeki değişik bölgelerde plak adını verdiğimiz lezyonlar oluşur.

MS kadınlarda, erkeklere göre daha sık rastlanır; özellikle 20-40 yaşları arasında görülür. Belirtileri plakların beyin ve omurilikte rastlandığı bölgelere göre değişir. Güçsüzlük, uyuşukluk ve his kusurları, denge bozuklukları, görme bozuklukları ve konuşma bozuklukları gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bu belirtilerin sadece biri veya bir kısmı birlikte görülebilir. Başlangıçta ortaya çıkan tahribat, beynin kendini tamir etmesi sonucu düzelebilirken, yıllar içerisinde artık tam düzelmeler olmayabilir. Bazı hastalarda erken dönemde de düzelme tam olmayabilir ve hastada bazı şikâyetler kalıcı hale gelebilir. MS hastalarının %85’inde klinik şikâyetler tam ya da kısmen düzelirken, geri kalanında sürekli bir kötüleşme hali ile seyredebilir.

MS tanısı hikâye, muayene ve beyin MR’ında MS plaklarının görülmesiyle konur. Belden sıvı alma (LP) MS hastalarında tanıya yardımcı en önemli testlerden biridir.

 

Günümüzde MS tedavisi, tıbbın en fazla gelişme görülen alanlarından biridir. Hastalığın seyrini değiştirici tedaviler günümüz için artık mümkün olabilmektedir. Tedavisi uzun sürer. Atak dönemlerinde değişen süreler ile kortizon tedavisi verilir.

Ekim 21, 2020

Demans (Bunama)

Öğrenme, bellek, uyum, dil fonksiyonları ve kişilik gibi zihinsel fonksiyonların bozulması ile ortaya çıkan; kişinin iş, aile ve sosyal yaşamını derinden etkileyen ilerleyici bir süreçtir.

Yaş ilerledikçe, özellikle 65 yaş üzerinde belli başlı zihinsel aktivitelerde kayıp başlar. Bunların ilki bellektir. Normal yaşlanma sürecinde, bellek kaybı sınırlı durumlar için geçerli iken, bunamada, bellek kaybı yıllar içerisinde kişinin yeni hiçbir şeyi hatırlamaması, öğrenememesi ile karakterize olur. Bu durum giderek ilerler ve kişi her gün yaptığı işleri, en yakınındaki insanların isimlerini bile hatırlayamaz duruma gelir. Süreç içerisinde, hasta yardımsız yaşamını sürdüremez. Yatağa ve bakıma muhtaç olur.

En sık görülen bunama nedeni Alzheimer hastalığıdır. 65 yaş üzeri insanların yaklaşık %2.6’sında Alzheimer gelişir. Bu oran, yaş ilerledikçe artar ve 85 yaş üzerinde %30’un üzerine çıkar.

Bunamanın farklı nedenleri vardır. En sık neden Alzheimer hastalığıdır. Bunun yanı sıra bazı vitamin eksiklikleri, endokrin hastalıklar ve diğer metabolik nedenler ile birlikte, başka bazı hastalık durumlarında da bunama görülebilir. Bu tablolar tedavi edildiğinde, bunama tedavi edilebilir veya gerileyebilir. Ancak Alzheimer hastalığı, Pick hastalığı, frontotemporal gibi beyin kaynaklı hastalıklarda bugün için ne yazık ki henüz tedavi imkanı yoktur.

Ekim 21, 2020

Vertigo – Baş Dönmesi

Vertigo, baş dönmesi, kişinin kendisinin ya da etrafının dönmesi hissidir. Bu durum bir illüzyondur. Yani gerçekte böyle bir durum olmadığı halde, kişi böyle algılar. Bazı durumlarda hastalarımız yerin ayaklarının altından kaydığını, beyninin sanki kaydığını, başında bir sersemlik hissi olduğunu, dalgalı bir denizdeymişçesine sallandığını veya deprem oluyormuş hissine kapıldıklarını belirtirler ve bunların hepsini baş dönmesi olarak da adlandırabilirler. Vertigo, hastalık değil bir belirtidir. Gerçekte altta başka hastalıklar yatar. Bu durum en sık, kulak içi yapıların, işitme ve denge siniri rahatsızlıklarının ve beyin, beyin sapı ve beyincik dediğimiz bölgelerin hastalıklarında karşımıza çıkar. Bunun yanı sıra kalp hastalıkları, enfeksiyonlar, yüksek tansiyon gibi çok çeşitli hastalıklarda da görülebilir. Bu edenle vertigo – baş dönmesi – olan hastada en önemli şey altta yatan nedeni bulmaktır.

Vertigoya neden olan hastalıklar içerisinde en sık rastlananı iyi huylu pozisyona bağlı vertigodur (Benign paroksismal pozisyonel vertigo – BPPV). Baş, boyun ani hareketleri ile ortaya çıkan genellikle saniyeler veya dakikalar süren, gün içinde defalarca tekrarlayan vertigo-başdönmesi ile karakterize olan bir hastalıktır. Kulak içerisinde bulunan denge kristallerinin yerinden kopması sonucu ortaya çıkar. Tamamen geçicidir. Sıklıkla travma, enfeksiyon sonrası olabildiği gibi hiç neden yokken de başlayabilir. Tedavisinde genellikle basit manevralar uygulanır ve 3-4 hafta içerisinde tablo düzelir.

 

Beyin, beyin sapı ve beyincik kaynaklı vertigo ise çok daha ciddi bir durumdur. Altta yatan hastalığın tanısı konup tedaviye bir an önce başlamak gerekir. Bu tip vertigo daha uzun süreli, bulantı, kusmanın daha çok eşlik ettiği, başka nörolojik bulgu ve belirtilerin de olduğu bir tablodur.

Ekim 18, 2020

Nöropatik Ağrı: Semptomlar, Tanı ve Tedavi

Ağrı bir uyaranın varlığında, bazen de bir uyaran olmaksızın, kişide hoşa gitmeyen duyusal ve duygusal deneyim olarak tanımlanabilir (1). Ağrı her ne kadar hoşa gitmeyen duygulanım olarak basit bir şekilde tanımlansa da, canlı için hayati bir öneme sahiptir. Ağrının tanımında bahsedilen uyaranın varlığında veya uyaran olmaksızın terimleri, vücudun herhangi bir yerinde normal işleyişin bozulduğunu ve normal dışı bir durumun varlığını ve böyle bir durumun ortaya çıkması içinde bir uyaranın gerekli olmadığını işaret eder. Ağrı vücut sağlığı için çok önemli olan normal dışı durumu haber verme görevini üstlenir. Durumu haber alan ve değerlendiren canlı, refleks ve uygun davranışlar geliştirerek ağrıya neden olan hastalığın iyileştirilmesine çalışır. Böylesine önemli bir işleve sahip ağrı değişik şekillerde (altta yatan neden, süre, özellik, mekanizma vb) sınıflandırılmıştır. Mekanizmalarına göre sınıflandırılan ağrı çeşitlerinden biri de nöropatik ağrıdır (1).
Merkezi veya periferik sinir sisteminden kaynaklanan bir hastalık veya normal işleyişin bozulması sonucu olarak ortaya çıkan ağrı nöropatik ağrı olarak tanımlanır (1). Nöropatik ağrının nedenleri çok çeşitli ve farklıdır (diyabetin periferik sinirleri tutması, zona, sinir yaralanması, iğne sonrası sinir yaralanmaları, beyin kanaması veya beyin damarlarının tıkanması sonrası ortaya çıkan felç ile birlikte vb.). Sinir sistemi hasarını takiben ortaya çıkan değişik mekanizmalar nöropatik ağrı belirti ve bulguları ile nöropatik ağrı sendromuna yol açar (Tablo 1) (3).

 

TABLO 1: Nöropatik ağrı semptomları ve klinik özellikleri (4 numaralı referanstan değiştirilerek alınmıştır)

Kalite
Sıklıkla yanıcı, bıçak saplanır tarzda, elektrik çarpar gibi; veya daha seyrek olarak künt, sızlayıcı, zonklayıcı, derin ağrı

Şiddet
Hafiften çok şiddetli ağrıya dek değişken şiddette

Ağrının paterni
Sürekli, uzun-kısa süreli, saplanıcı – şimşek çakar tarzda anlık veya saniyeler süren ağrı, keskin ağrı

Negatif sensoriyel semptomlar
Duyu kaybı ile giden; hipoestezi, hipoaljezi, uyuşma

Pozitif sensoriyel semptomlar

Spontan Ağrı;
Paresteziler, dizesteziler, iğnelenme, yanıcı ağrı, keskin ağrı, elektrik çarpar gibi ağrı
Uyarılmış Ağrı;
Allodini           Alt grupları: mekanik (statik, punktat, dinamik, basınç), termal (sıcak-soğuk)
Hiperaljezi      Alt grupları: mekanik (statik, punktat, dinamik, basınç), kimyasal, termal

Altta yatan hastalık ve neden ne olursa olsun nöropatik ağrı sendromu benzer klinik özellikleri paylaşır. Sinir sisteminin etkilenen bölümünden kaynaklanan nörolojik bulguların yanı sıra tabloya nöropatik ağrı semptomları eşlik eder. Ağrılar sürekli olabileceği gibi ataklar ve iyileşmeler halinde de olabilir. Bazen ağrılar günlerce sürerken bazen saniyeler, dakikalar sürer ve gün içinde defalarca tekrarlar. Gün içinde değişik zamanlarda ortaya çıkabilir. Özellikle diyabetik nöropatik ağrıda yanma şeklinde ki ağrılar geceleri artış gösterir. Sürekli olmayan ağrılar bazen çok kısa süreli bazen çok uzun süreli olarak ortaya çıkarlar. Aynı hastada farklı nöropatik ağrı semptomları (ör. Diabetes mellitusta kimi zaman yanma kimi zaman üşümeler, bazen iğnelenme bazen uyuşmalar gözlenir) olabileceği gibi farklı hastalıklarda benzer semptomlar görülebilir (ör. Guillain-Barre sendromunda ve Diabetes mellitusta yanma, iğnelenme gibi). Nöropatik ağrı sendromuna yol açan hastalığın değişik dönemlerinde farklı semptomlarla giden ağrılar görülebilir. Bazen bir ağrı tipi iyileşirken veya şiddeti azalırken farklı bir ağrı tipi ortaya çıkar. Nöropatik ağrı semptomları ve klinik özellikleri geniş bir yelpazede yer alır (Tablo 1) (4). Uyuşma gibi muayenede his kaybı ile ilişkili olan negatif belirtiler olabileceği gibi yanma, iğnelenme, elektrik çarpar gibi ağrı, parestezi (keçeleşme, karıncalanma) ve dizesteziler (ağrılı karıncalanma, iğnelenme), allodini (ağrılı olmayan bir uyaranın ağrıya neden olması; ör. Ayağa giyilen çorap, ayakkabı gibi giysilerin ayakta ağrıya neden olması) ve hiperaljezi (normalde ağrıya yol açan bir uyaranın olması gerekenden daha şiddetli ağrıya yol açması; ör. bir toplu iğne ucunun batışında çok fazla ağrı hissedilmesi) gibi pozitif semptomlarda olabilir. Nöropatik ağrı bir uyaranın varlığında ortaya çıkabildiği gibi, herhangi bir uyarı olmaksızın (kendiliğinden) ortaya çıkabilir. Yanma, elektrik çarpması şeklinde ağrı, saplanıcı ağrı, derin ağrı, karıncalanma-keçeleşme ve ağrılı iğnelenmeler kendiliğinden ortaya çıkar. Allodini (ağrılı olmayan bir uyaranın ağrıya neden olması; ör. Ayağa giyilen çorap, ayakkabı gibi giysilerin ayakta ağrıya neden olması), hiperaljezi (normalde ağrıya yol açan bir uyaranın olması gerekenden daha şiddetli ağrıya yol açması; ör. bir toplu iğne ucunun batışında çok fazla ağrı hissedilmesi) ve hiperpati ise uyaran varlığında ortaya çıkan nöropatik ağrı belirtileridir. Nöropatik ağrı belirtilerinden bir kaçı aynı hastada birlikte veya farklı zamanlarda görülebilir. Örneğin ayaklarda yanıcı ağrıları olan bir diabetik nöropatik ağrı hastasında elektrik çarpar tarzda veya saplanıcı ağrılar bir arada olabilir ya da yanıcı ağrılar iğnelenmeler ile birlikte görülebilir (3-11).

Nöropatik ağrı uyku ve duygu durum bozukluklarına yol açmaktadır. Özellikle geceleri olan veya artış gösteren yanma şeklindeki ağrılar uyku bozukluklarına yol açar. Hem ağrının kendi hem de yol açtığı uyku ve duygu durum bozuklukları ekonomik ve sosyal hayatta kayıplara yol açarak hastaların yaşam kalitelerini belirgin olarak etkilemektedir (8).

Ağrının yerleşimi ve yayılımında altta yatan neden son derece önemlidir. Etkilenen sinir sistemi bölgesinin genişliği (periferik veya merkezi) altta yatan nedene göre değişir. Nöropatik ağrı mononöropatilerde (tek sinir tutulumunda) en sınırlı, yaygın sinir tutulumunda (polinöropati) ise patolojinin şiddetine göre en geniş alanlarda hissedilir. Bu yaygın dağılım nedeni ile hastalarda ayrıntılı nörolojik muayene son derece önem kazanmaktadır. Özellikle duyu muayenesi nöropatik ağrıların tanımlanmasında önemlidir. Nöropatik ağrının iyi tanımlanması da yukarıda bahsedildiği gibi altta yatan nedene yönelmede ve etkin bir tedavi stratejisi izlemede hekime yardımcı olur.
Sonuç olarak nöropatik ağrı semptomlarının iyi tanımlanması ve klinik özelliklerinin detaylı olarak saptanması altta yatan mekanizmaları ve nedeni açıklayabilir. Böylece en iyi tedavi stratejisinin seçilmesine yardımcı olabilir.

NÖROPATİK AĞRI TANISI

Nöropatik ağrı tanısı tamamen hastadan alınan hikayeye ve klinik muayeneye dayanır. Ancak nöropatik ağrıya yol açan nedenin araştırılması ve tanının konması uzun araştırmalar gerektirebilir.

NÖROPATİK AĞRININ TEDAVİSİ

Nöropatik ağrının tedavisi belirtilere yönelik, yani şikayetleri gidermeye yönelik bir tedavidir. Eğer nöropatik ağrıya neden olan hastalık saptanabildi ise esas tedavi nedene yönelik olmalı, bunun yanı sıra altta yatan neden tedavi edilene dek nöropatik ağrı belirtilerinin tedavisi için nöropatik ağrı tedavisi uygulanmalıdır.


Günümüzde nöropatik ağrının tedavisi için bundan 20 sene öncesine göre çok daha etkin ve çeşitli sayıda ajanlar mevcuttur. Bugün için tedavide anti-depresanlar (duloksetin, amitriptilin), anti-epileptikler (pregabalin, gabapentin, karbamazepin), tramadol, opioidler ve opioid benzeri ajanlar değişik doz, süre ve kombinasyonlarda kullanılmaktadır.


Tedavide başarı değişkendir. Ancak ilk hedef ağrıyı en az %50 oranında azaltmak, hastanın dayanabileceği seviyelere indirmek olup mümkünse tamamen ortadan kaldırmaktır. Tedavi süresi hastaya, belirtilerin şiddetine ve altta yatan nedene bağlı olarak deişkenlik gösterir. Seçilecek ilaç, doz, kombinasyon ve tedavi süresi mutlaka hekim gözetiminde belirlenmelidir. Bu durumla genellikle nöroloji uzmanları ilgilenmekte olup en yakın sağlık kuruluşundaki nöroloji hekimlerine başvurulması uygun olacaktır.

REFERENSLAR

International Association fort he Study of Pain. IASP pain terminology. In: Merskey H, Bogduk N, eds. Classification of Chronic pain (2nd edition).Seattle:IASP Press,1994, 209-214.
Treede RD, Jensen TS, Campbell JN, Cruccu G, Dostrovsky JO, Griffin JW, et al. Neuropathic pain: redefinition and a grading system for clinical and research purposes. Neurology 2008;70 (18):1582-3.
Woolf CJ, Mannion RJ. Neuropathic pain:aetiology, symptoms, mechanisms and management. Lancet 1999;353:1959-1964.
Schafers M. Clinical charactersitcs of neuropathic pain In: Pain in Peripheral Nerve Diseases. Sommer C (ed). Basel, Karger, 2001, vol 13, 32-36.
Bennett GJ. Neuropathic pain. In: Textbook of Pain. Wall PD, Melzack R. (eds.). Edinburgh: Churchill Livingstone,1994;201-224.
Jensen TS, Gottrup H, Sindrup SH, Bach FW. The clinical picture of neuropathic pain. Eur J of Pharmacol 2001; 429 (1-3):1-11.
Hansson P. Neuropathic pain: clinical characteristics and diagnostic work-up. Eur J Pain 2002:6 Suppl A:47-50.
Galer BS, Gianas A, Jensen MP: Painful diabetic neuropathy:epidemiology, pain description, and quality of life. Diabetes Res Clin Prac 2000;47:123-128.
Bebek N, Ertaş M. Nöropatik ağrı. Ağrı 2007; 19:3, 5-10.
Dworkin RH, Backonja M, Rowbotham MC, Allen RR, Argpff CR ve ark. Advances in neuropathic pain: diagnosis, mechanisms and treatment recommendations. Arch Neurol 2003;60:1524-34.
Melek İM, Serarslan Y, Duman T. Nöropatik ağrı mekanizmaları. Osmangazi Tıp Dergisi 2005;27 (2):97-105.

Dr. Necdet Karlı
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AB